Sayfalar

7 Oca 2016

BLW / AVOKADO - ARMUT SMOOTHİE VE BIKKINLIK


İyi Geceler...
Çok basit bir tarif var şimdi. Hem kendiniz, hemde bebeğiniz için.
Malzemeler son derece basit.

Yoğurt
Avokado
Armut
yada istediğiniz bir mevsim meyvesi. 

Ben önce meyveleri blendır'da eziyor ve içine yoğurdu ilave ediyorum. Böylece daha kontrollü hareket etmiş olursunuz. 
Bebeğiniz hem meyveden vitamin almış olacak hemde yoğurttan protein. 
Birde pipetle içmenin keyfini yaşayacak. Kıvamlı olduğu için boğazına kaçma riski neredeyse yok gibi.

6 Oca 2016

SON HABER / OKUDUM 100

son-haber-r-knox

Yılın son kitabını çok sevdiğim Agatha Christie ile yapmak istedim.
Şenlikte "kendi temanı belirle" kategorisinde, bir süredir ne okuyabilirim acaba diyerek araştırdığım ve tema olarak okumaya karar verdiğim, Çoğul yazarlı kitaplar.
Merak edip bu tarz kitap okumak isteyenlere de fikir olmuş olur.

Kitap iki hikayeden oluşuyor, her hikaye de ki, her bir bölümü bir yazar yazıp öyle bir nokta da bırakıyor ki , diğer yazar hemen hikaye'ye devam ediyor. 
İlk hikaye'yi çok beğendim ama ikinci hikaye o kadar iyi gelmedi. Sonu biraz basit kalmıştı.
Ama bulabilirseniz, kitaplığınız da olsun ve okuyun derim :)

Son Haber
Altın Kitaplar
176 sayfa

Agatha Christie, E.C. Bentley, Anthony Berkeley, F.Wılls Crofis, Clemence Dawe, R.Knox, D.L. Sayers, H.Walpole 
Bu kitap dünyanın en ünle sekiz polisiye yazarı tarafından yazılmış ilginç bir eserdir. Bir yazar öyküyü düğüm noktasına kadar getirip bırakmakta, başka bir yazar bunu sürdürerek öyküyü değişik olaylarla renklendirip yine başka bir yazara devretmektedir. Böylece olayların gerilimi sürekli olarak yenilenmekte, okur da her yazarı ayrı ayrı değerlendirme fırsatı bulmaktadır. 
Bir ustalar yarışı niteliğinde olan bu değerli yapıtı severek okuyacaksınız.

KIZ KULESİNDEKİ KIZILDERİLİ / OKUDUM 99


İlk Sunay Akın kitabım.
O kadar severim ki kendisini dinlemeyi. Sevmeyen yoktur diye tahmin ediyorum. Sizi alır hikayenin içine sokar ve o anı yaşatır.
Kitabı okurken zaman zaman sanki Sunay Akın anlatıyor gibiydi. 
Çoğu yerden çok etkilendim. Biz insanoğlu nasıl yaratıklarız. Hep aynı şeyler yapıldı. 
Mayalar, Kızılderililer, Siyahiler ve daha pek çok ırk. 
Soylarını tüketme noktasına geldiler. Topraklarından def ederek, onların olan toprakları sahiplendiniz. Kısaca dağdan gelip, bağdakini kovdunuz.
Medeniyet mi bu dediğiniz. Aman ben almayayım. 
Pek çok kaşifi " iyi insan, cesur insan" olarak tanırken aslında ne kadar yanılmış olduğumu anladım.
Çoluk, çocuk, kadın, erkek, demeden hatta hamile kadınların bebeklerini anne karnından yararak çıkartarak öldürmek. Allahım nasıl bir nefret, nasıl bir vahşet bu. Hayvanlar yapmıyor bunu. 
Yıllarca kovboy filmlerinde uyutulduk, kötü kızılderililer, muhteşem kovboylar diye. 
Yalan.... Ay sinirlerim bozuldu, kusura bakmayın.

Kız Kulesindeki Kızılderili
Sunay Akın
Türkiye İş Bankası
192 sayfa

Cervantes, Kızılderililerin kimlerle savaşmak zorunda kaldığını soykırımın yapılmakta olduğu yıllarda susmamakta kararlı olan Sançho'nun ağzından açıkça yazar: "Babamız, Amerika'nın alçakların barınağı, fahişelerin sığınağı olduğunu söylemedi mi?"Don Kişot sinirlenir: "Kes sesini dedim."
Ve Cervantes, Sançho'yu konuşturmaya devam eder: "Hint Adaları'na doğru yola çıkan herkes vicdanını rıhtımda bırakır."

UÇURTMAYI VURMASINLAR / OKUDUM 98


Barış ve İnci'nin filmini hikayesini bilmeyen hemen hemen yoktur diye tahmin ediyorum. 
Bir solukta okuduğum bir kitap. 
Çok duygulanıp sevgili Barış'ın akıl karışıklığı karşısında, sen büyüme çocuk dedim ...
Filmden daha çok sevdim diyebilirim :)

Uçurtmayı Vurmasınlar
Feride Çiçekoğlu
Can Yayınları
108 sayfa


1984 yılının bir Haziran öğle sonrası, demir kapı beni dışarı kapayıp Barış'ın çığlıkları içerde kaldığında, gün olup onun sesinin bunca çok insana ulaşacağı hiç aklıma gelmemişti. Barış'la ilgili anıları kağıda dökmeyi düşünmediğimden değil, kağıda dökülü sözün okuma alışkanlığı olan sınırlı kişiye bile çoğu kez iletilemediğini sezmemden. beyazperde Barış'ın mırıl mırıl sesini yükseltiverince Uçurtmayı Vurmasınlar için yeni bir basım şansı doğdu. Ak kağıt üzerindeki kara yazılar herkese kendi düşlerini üretmenin ipucunu verdiklerinden midir nedir, resimlenmiş düşlerden daha renkli olabiliyorlar. Bir çocuğun gözlerinden duvarları kendi düşlerinde sorgulama olanağını daha fazla okura sunabilmek, filmin armağanı. Kitabın bu nedenle beyazperdeye gönül borcu var.

YOLPALAS CİNAYETİ / OKUDUM 97


İlk Halide Edip Adıvar kitabım. Sevgili Sinem tavsiye etmişti , ben de ilk fırsatta okumak istedim. 
Kitabı genel olarak çok sevdim ama her eski kelimenin yanında ki numaralandırma ve kelimelerin açıklamaları okurken beni biraz sıktı. Keşke yeni nesil için eski kelimeler değişip yeni kelimeler kullanılsa. Açıkçası bilmediğim 2-3 kelime çıktı. Onu da okuma sırasında cümlenin seyri ile anlayabiliyorsunuz.
Onun dışında biraz içim acıyarak okudum. Hikaye güzeldi. Yine de her şeye rağmen tavsiye ederim. 

Yolpalas Cinayeti
Halide Edip Adıvar
Can Yayınları
88 sayfa

Halide Edib Adıvar'ın 1936 yılında Paris'te kaleme aldığı bir cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti. Bu kısa roman, Adıvar'ın güçlü anlatımını göstermesi bakımından son derece değerli. Kitap, 1900'lerin başında Şişli'de bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbul'una dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbul'unu, kentte yaşayan aydınların Türkiye'ye ve Avrupa'ya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor. 
“Duygusallıkla yaklaştığımız romanlar vardır; Yolpalas Cinayeti benim için onlardan biri. Halide Edib Adıvar'ın en güçlü eserlerinden mi? Sinekli Bakkal kadar ünlü, Kalb Ağrısı kadar ince ve duyarlı, Handan kadar çarpıcı mı? Bunları bilemem. Ama Yolpalas Cinayeti'nin derin etkisi altında kaldığımı, yıllar yılı ondan izdüşümlerle yaşadığımı mutlaka söylemeliyim.” -Selim İleri

HAYVANLAR KİTABI / OKUDUM 96

İlk kez bir şiir kitabını okumak hoşuma gitti. .
tamam belki çok kısa oluşundan olabilir, ama sevdim. 

Hayvanlar Kitabı
Pablo Neruda
Yitik Ülke Şiir Kitaplığı
23 sayfa

Kuşlarla konuşabilseydim eğer, 
istiridyelerle, küçük kertenkelelerle, 
Kara Orman’ın tilkileriyle, 
örnek alınası penguenlerle; 
eğer koyunlar, 
bol tüylü çıtkırıldım kucak köpekleri, 
araba atları anlasaydı beni; 
kedilerle bir şeyler tartışabilseydim, 
tavuklar beni anlasaydı! 
(Kitabın İçinden)

EFENDİ İLE KÖPEĞİ / OKUDUM 95


İyi geceler...
2015 de biten kitapları maalesef yetiştiremedim ve yeni yıla sarkıtmak zorunda kaldım yazılarımı :)
Son 6 kitap . Bu yıl hedefim 60 kitaptı ama 100 ile kapattım. 
Ne diyebilirim ki :) Çok mutluyum...

Kitap kısa olmasına rağmen, okurken biraz sıkıldım. Genel dili ağırdır zaten Mann'ın

Efendi ile Köpeği
Thomas Mann
Can Yayınları
112 sayfa


Thomas Mann'ın 1919 yılında yayımlanan ve otobiyografik öğeler barındıran anlatısı, Mann ailesiyle yaşamış av köpeği kırması Bauschan ve sahibi ekseninde temellenir. Yazar, salt büyük bir romancı değil, aynı zamanda daha küçük metin türlerinin de üstadı olduğunu bir kez daha hissettirdiği bu anlatısında olağanüstü canlı, titiz ve ayrıntılı, yer yer mizah yüklü betimlemeleriyle pastoral bir portre çizer okuruna. Okur, Bauschan ve sahibiyle birlikte Münih'te nehir kıyısında ve kentin yeşil alanlarında günlük gezintilere çıkar, Bauschan'ın fiziksel ve karakteristik özelliklerine yakından bakma fırsatına sahip olur; köpek ile sahibinin arasındaki ilişkiye tanıklık eder: Bauschan'ın öyküsü, köpeğin, insanın yaşam alanının bu denli içinde olmasına karşın ona hâlâ ne kadar yabancı olduğunu anlatır.

Modern edebiyata içkin alegori ve parodi unsurlarının izlerini sürebileceğimiz Efendi ile Köpeği, kent ile kırsal arasında kalmış, tarihin yok oluşa mahkûm ettiği idilde sığınak arayan bireyin, Birinci Dünya Savaşı'yla değişime uğrayan Avrupa burjuvazisinin yaşam deneyimine ilişkin bir tasvir olarak da okunabilir.
(Tanıtım Bülteninden)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...