BERFİN

Lilypie Angel and Memorial tickers

30 Eki 2015

UNUTURSAM FISILDA


Yine güzel bir Yerli yapımla buradayım.
Eminim çoğunuz izlemiştir. Bende izleyeli uzun zaman oldu ama paylaşmak şimdiye kısmetmiş :)
 Hikaye gayet güzel. 
Karakterler her yerde karşımıza çıkabilecek tipik karakterler.
Dokunaklı, hüzünlü zaman zaman eğlenceli bir hikaye.
Büyük ustalar oynadı ve bence senaryo hakkını verdi. 
Bazen oyuncu ne kadar güçlüde olsa senaryo olmayınca olmuyor. 

Mehmet Günsur biraz tipsiz çıkmıis ama oyunculuğu yeter.


Farah Zeynep Abdullah, bu kızcağazı son dönemlerde pek fazla görmeye başladık ama oyunculuğuna diyecek yok. Ses desen var, görüntü desen var eee rol yapma desen var. Bence bu kızı daha çok göreceğiz. Yolu açık olsun ...


Konusu:
Çağan Irmak’ın “Unutursam Fısılda” adlı filminin çekimleri İzmir'de yapıldı. Film, Tarık ile kurduğu hayallerinin peşinden İstanbul’a giden genç kasabalı Ayperi’nin şöhret yıllarını, hayalleri için ayrıldığı kasabaya uzun yıllar sonra dönüşünü ve geçmişiyle hesaplaşmasını konu alıyor. Bir döneme damga vuran şarkıların sesi Hümeyra Ayperi karakterini canlandıracak. Ayperi'nin gençlik yıllarını ise başarılı oyuncu Farah Zeynep Abdullah oynayacak. Ayperi’nin hayatına ve hayallerine yön veren müzisyen Tarık karakterinde ise Mehmet Günsür’ü izleyeceğiz. Kerem Bürsin ise Erhan rolüyle Türkiye'de ilk kez sinemayı deneyecek. 

OKUDUM 26-27-28-29

Günaydın...
Kitapları biraz hızlı geçmek istiyorum . 


Bu kitabın adı neden "Montalbano ile bir ay"? Çünkü okuyucular, bu ünlü komiserle yalnızca otuz gün birlikte olacaklar. Zaten kitapta da tam otuz öykü var!..
Öykülerde anlatılanların hepsi komiserimizin yaşadığı bir Sicilya kasabası olan Vigata'da geçmiyor, bazıları Salvo Montalbano'nun meslek hayatının ilk yıllarına ait anıların bir süreven tadıyla yoğrulmuş izdüşümleri. Ama hepsi de bin bir gizemle çevrelenmiş cinayetlerle yüz yüze getiriyor bizi ve her şey tam da o noktada başlıyor. Aşk, tutku, çıkar ve öfke rüzgaları, cinayetle noktalanınca Montalbano çıkıyor sahneye. Çünkü katil kadın ya da erkeke, yaşlı ya da genç, güzel ya da çirkin, cahil ya da kültürlü, nasıl olursa olsun farketmiyor, yolu komiserimizle kesiyor sonunda.

Montalbano İle Bir Ay
Camilleri Andrea
İnkilap Yayınevi
423 sayfa
4/5


Filmini izleyip bayıldığım bir filmdi. 
Kitabını da okumak istedim ama sanırım filmi biraz daha sevmiştim :)

Sevgili John, diye başlar mektup. Ve bu iki kelimeyle bir kalp paramparça olur, iki hayat da sonsuza dek değişir.

Gerçek aşkı bulmak öyle zor ki. Ve bulunca da kolay vazgeçemiyor insan. Vazgeçmemek de gerekiyor zaten. Hayat bambaşka gerçekleri, gerekçeleriyle beraber kapımıza getirip dayatsa da aşkı unutmamalı. John'un yaptığı gibi. İçimizden biri o. Sıradan biri. Ama işte hepimizin ki gibi onun aşkının hikâyesi de biricik ve benzersiz.
Bir erkeğin bir kadına olan aşkını dinlemekten daha vurucu ne var ki şu dünyada!-Charlotte Observer
Sevgili John niye bu kadar popüler oldu sorusunun cevabı şudur: Bir erkeğin bir kadına özlemini böylesine basit ve akıcı bir üslupla ifade edebildiği için..-Publishers Weekly
Sıradışı, insana dokunan bir hikâye. Sevgili John, aşkın zamana direnişini ve kalp kırıklığını, yani aşkın karmaşıklığını keşfederken, her birimizi nasıl başka bir şeye dönüştürdüğünü de gözler önüne seriyor.-Library Journal



Sevgili John
Nicholas Sparks
Artemis Yayınları
352 sayfa
4/5


Güzeldi. Beğendim. Stephen King yani ne diyebilirim :)

Plymouth Fury model bir araba olan Christine’in geçmişinde pek çok gizemli olay vardır. Asıl sahibinin habis ruhunu taşıyan Christine, hurda haldeyken yeni sahibine satılır ve artık önlenemez olaylar zinciri yeniden başlar. Yeni sahibinin ona saplantı derecesinde bağlanması, sözüm ona tamiri sırasında aslında onun kendi kendini yenilemesi ve çevresine yaydığı ama sahibinin asla fark edemediği ölümcül enerji, Christine’in taşıdığı katil ruhun en belirgin ipuçlarıdır. Christine sahibinin tüm zaaflarını sonuna kadar kullanarak etrafına ölüm saçarken, çevredekiler olan biteni en sonunda fark ederek, çareyi kendi hayatlarına dahi mal olabilecek bir son hazırlamakta bulurlar. Artık iyiyle kötünün, yaşamla ölümün mücadelesi sona erecek, Christine için hesap zamanı gelecektir. “Deneyimli yazar King’den soluk kesen muhteşem bir eser.... Kitabın hızlı temposuna okuyucular güçlükle ayak uyduracaklar.”New York Times 

Christine
Stephen King
Altın Kitaplar
432 sayfa
5/5



Bu kitabı e-kitap olarakokudum çünkü türkçesi henüz yok. 
Aşağıda açıklama var :)

Egg ve Dunk'un Maceraları
e-kitap
85 sayfa


George R.R Martin'in ''Buz ve Ateşin Şarkısı'' serisi, özellikle ''Game of Thrones'' dizisi ile daha bir popüler oldu. Ülkemizde her ne kadar diziden önce rağbet görmemiş olsa da şimdi birçok hayranı ve okuyanı var. 

Ancak George R.R Martin'in aklındaki Westeros, sadece iç karışıklıklar, ordular ve taht mücadelesi ile sınırlı değil. Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin aksine, barışın ve istikrarın hüküm sürdüğü bir Westeros daha var. Ve bu Westeros'u ''Dunk ile Egg'in Hikayeleri'' adlı kısa romanlarla tanıyabiliyoruz. 

Dunk, aslında Buz ve Ateşin Şarkısı'nda da sıkça bahsedilen Sör Uzun Duncan'ın ta kendisidir. Ve bu hikayede basit bir yaverden Westeros'un tamamında saygı duyulan ve masallara konu olan kişiyi daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Tabi onun Egg(yumurta) lakaplı yardımcısı ile birlikte. 

Hikaye, Taht Oyunları kitabından 80 sene öncesinde geçiyor. Ve dediğim gibi Duncan'ın maceralarını konu alıyor. Martin ilk roman olan ''Gezici Şövalye''yi 1998 yılında çıkardı. Şu ana kadar toplamda 3 kitabı var serinin ve 7 ila 12 roman arasında olması bekleniyor. Martin serinin dördüncü kitabını yazmaya devam ediyor Kış Rüzgarları ile birlikte. 

Seri henüz Türkçe'ye çevrilmediğinden, ben kendi imkanlarım ve bilgim dahilinde ilk kitabın giriş kısmını Türkçe'ye çevirdim. Tabi hikayelerin biraz uzun olmasından da kaynaklı olarak komple bir çeviriyi tek başıma yapmam zor. O yüzden seriyi okumak isteyen ve diğer Buz ve Ateşin Şarkısı oyucularının da okumasını arzulayan arkadaşların talebi ve yardımı olur ise, düzenli bir şekilde seriyi amatör de olsa çevirmeye başlayabiliriz. 

28 Eki 2015

THE GİVER / SEÇİLMİŞ



İyi akşamlar.
Bu ara yayınladığım filmler çok yeni değil. Bende zaten yeni izlemedim ama olur da izlememişseniz size de fikir olur :)
İzlemeye başladığımda çok büyük beklenti içinde değildim açıkça, ama çok beğendim. Kurgusu olsun, hikayenin ele alınışı olsun çok beğendim. Ve en kısa zamanda kitabını da okumak istiyorum...
Pek çok izleyici Uyumsuz serisine benzetmiş ama anladığım kadarı ile bu kitap uyumsuz serisinden çok önce yayınlanmış ama ancak filme alınmış.

İNSANCIKLAR /OKUDUM 24




Günaydınlar...
Yine bir kitap. Okuduğum kitapları biraz eritmem lazım, nitekim yazılacak pek çok kitap var çünkü. Bu ara size elimden geldiğince bir kitap, bir film/dizi yayınlamayı planlıyorum...
Zorla okuyup bitirebildiğim bir kitap. Bazen keyisiz başladığımda o kitap iyi de olsa zor bitiyor :)

İnsancıklar
Dostoyevski
Araf Yayınları
210 sayfa
5/2

Usta yazar Dostoyevski’nin ilk kitabı olan İnsancıklar aynı zamanda ilk toplumsal Rus romanı olarak kabul edilir. Karşılıklı mektuplaşmalardan oluşan eser yaşlı bir kâtibin kimsesiz, fakir bir genç kıza olan aşkını ve ona karşı gösterdiği saygınlık mücadelesini anlatıyor. İnsancıklar, sıradan, fakir ve çaresiz insanların yaşamlarını, ilişkilerini ve duygu dünyalarını çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

27 Eki 2015

DELİHA



Çok güzelim beeea...
arada bunu söyleyip kendimi Delihanın yerine koyuyorum.
gülmek isterseniz tavsiye edeceğim yerli bir film.
İzlerken inanılmaz eğlendim. 
Eğlenceli bir film arıyorsanız. Birde ne izlesek acaba diyorsanız. işte size güzel bir tavsiye


Özet:

Deliha, hikayesinin merkezine saf, temiz kalpli ama bir o kadar da deli dolu olan Zeliha'yı alıyor. Zeliha, arkadaşlarıyla bir gün fal baktırmaya gidiyor ve hayatının aşkını çok yakında bulacağını duyunca hayatı tamamen bunun üzerine kurulu hale geliyor. Aynı gün mahallede bir fotoğrafçı dükkanı açılıyor. Oldukça yakışıklı olan Şirinceli Cemil ve kardeşi Cemal de dükkanın sahipleri.10 saniyede merdivenleri inerse hayatının aşkını bulabileceğine inanan ve mahallelinin diline "Deliha" diye düşen genç kadın, dükkana adeta dalıyor ve işler komik bir şekilde karışmaya başlıyor.
Yönetmenliğini Hakan Algül'ün üstlendiği ve başrolde Yalan Dünya dizisi ile parlayan Gupse Özay'ın yer aldığı komedi türündeki filmin yapımcılığını da bu türde kendisini ispatlamış olan Hakan Algül üstleniyor.

KAR KOKUSU / OKUDUM 23


Merhabalar....

İlk Ahmet Ümit kitabım. Yine her zaman ki gibi ikiye ayrılıyor okuyucular. Ahmet Ümütü çok seven yada sevmeyen. 
Sanırım ilk kitap olarak doğru seçim yaptım ve hoşuma gitti. 
Tamam itiraf ediyorum bazı yerlerde sıkılmadım değil ama o kadar olsun. Kimi yerde ise işte gerçekler dediğim yerlerde vardı..

26 Eki 2015

THE HUNDRED-FOOD JOURNEY / AŞK TARİFİ



İyi akşamlar ....
Uzun zamandır :) film paylaşmamıştım. 
Benim film onusundaki zevkimi bilenler ve aynı zevki paylaşanlar işte yine güzel bir film.

Bir kere Helen Mirren gibi bir üstat varsa o film kötü olmaz. 

Ben çok eğlenerek seyrettim. Böyle insanı çok yormayan ama her türlü duyguyu veren filmler izlemek çok iyi geliyor. 
Boş zamanınızda değil özel zaman ayırıp izleyin diyorum....

Özet:
Bombay’da yaşayan Hassan Haji, dedesinin* işlettiği restoran sayesinde mutfakla çocuk yaşta tanışmış, bu ilgisini yeteneğiyle pekiştirmiştir. Şimdilerde genç bir adam olan Hassan, dedesinden kalan müesseseyi başarıyla işletirken beklenmedik bir trajedi nedeniyle Bombay’dan taşınmak durumunda kalır. 
Ailesiyle birlikte Fransa’nın bir kasabasına yerleşir ve işini burada devam ettirmek için* hazırlıklara başlar, restoranını açar. Böylece bu yeni restoranın sunduğu egzotik Hint mutfağı kısa sürede bölge halkının dikkatini çeker. 
Bu nedenle de bölgenin prestijli restoranı Le Saule Pleureur’de bir telaş başlar. Şef Madame Mallory, yeni rakibi Hassan’ın kendinden daha yetene*kli olduğunu fark etmiştir ve bu durum, aralarında esaslı bir rekabetin doğmasına neden olur. - See more at: http://www.sinematurk.com/film/54473-ask-tarifi/#sthash.LHzbrsJl.dpuf


7 Eki 2015

NURDAN'LA KANAVİÇE ETKİNLİĞİ

Günaydın arkadaşlar....

Sıcak sıcak dedik sonunda sonbahar bir geldi pir geldi :))

Duyurmakta çok geç kaldığım bir etkinlik var. Sevgili Özlem'in blogunda tesadüfen gördüğüm ve buna katılmalıyım dediğim bir etkinlik. Kanaviçe yapmayı severim tabii fırsat bulursam ...
Ayrıca ne olduğunu yazmayacağım aşağıya Sevgili Nurdan'ın yazısını kopyaladım...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...